≡ Menu

Hemoroid Nedir?

hemoroid

Hemoroid (Basur) Nedir?

Anal bölgedeki damarların genişlemesi ve şişmesiyle ortaya çıkan hastalığa HEMOROİD (BASUR) denir.

Toplumumuzda basur memesi, mayasıl olarak da adlandırılmaktadır. Yunancada akan kan anlamına gelen hemoroidlerin dışkının tutulmasına yardımcı olduğu düşünülmektedir.

Hemoroid (Basur) toplumuzda çok sık görülen bir hastalıktır. Erkeklerde görünme sıklığı daha fazladır. Ortalama her iki insandan bir tanesi hayatının bir evresinde hemoroid rahatsızlığı yaşamaktadır.

Hemoroidler 50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yarısını etkiler

Kabızlık sorunu yaşayan kimselerde büyük abdest yaparken ıkınma sonucunda basınç artmasına bağlı olarak toplar damarların genişlemesi hemoroid oluşumuna neden olur.

Hamilelik döneminde de hemoroide çok sık rastlanılır. Bunun nedeni bağırsağın son kısmına bebeğin oluşturduğu baskıdır.

 

 

{ 0 comments }

Evde ve Klinikte Hemoroid Tedavisi

2364-health-1100024578-10182013

Evde ve Klinikte Hemoroit Tedavisi

Hemoroit hastalığı yaygın olarak görülen ve bununla beraber, kişilerin , kaşınma dahil hemen hemen bütün anorekfal problemleri bu yönde değerlendirmelerinden dolayı, her zaman doğru teşhis edilemeyen bir rahatsızlıktır. Bu yüzden hemoroit hastalığının gerçek yaygınlık oranı hastaya hekim tarafından teşhis konulmadığı müddetçe tam olarak kestirilememektedir. Ancak, bu hastaların genellikle hekime başvurmadan doğrudan eczanelere giderek yardım istemeleri toplumumuzda yaygın olduğundan, eczacıların bu hastaları doğru yönlendirmeleri önem taşımaktadır.1970 li yıllardan beri düşük lifli (fiberli) perhizin (diyet} hemoroit oluşumuna sebep olduğu bilinmektedir. Gelişmiş endüstriyel ülkeler, lif oranı düşük hazır yiyeceklere yönelmişlerdir. Bu tür perhiz, kişilerin dışkılarının sert olmasına, bağırsaklardan geçişinde zorluklara ve bağırsak düz kaslarının büyümesine neden olmaktadır. Böylece anal kanal dokularında yaralar ve dolayısıyla hemoroit meydana gelebilmektedir.

Tuvalet alışkanlıkları

Tıbbi çalışmalar, yaşamları boyunca düzenli tuvalete çıkamayan veya tuvalete çıkmakta zorlanan kişilerin bu özelliklerini, hemoroit hastalığının oluşması için asıl hastalık sebebi (etyolojik faktör) olarak değerlendirmektedir Bununla beraber, tuvalette fazla oturmanın, bu pozisyonda perineumun genişlemesi ve anal bağların yeteri kadar desteklenememesi nedeniyle, hemoroit nedeni olabileceği öne sürülmektedir.

Kabızlık/İshal

Düşük lifli besinlerin hemoroit nedeni olarak gösterilmesi, kabızlığın da hemoroit nedenlerinden biri olabileceği fikrini desteklemektedir. Bununla beraber, araştırmacılar hemoroit vakalarının görülmesi ve kabızlığı, yaşa, cinse, etnik gruplara ve sosyal sınıflara göre bir arada incelediklerinde, bu hastalığın epidemiyolojisinde farklılıklar olduğunu görmüşlerdir. Ayrıca, hemoroitli hastaların, bu sorunu olmayan hastalara nazaran daha az kabızlık olgusu ile karşı karşıya oldukları görülmüştür. İlave olarak, İshal, özellikle içki alışkanlığı problemi olan hastalarda, hemoroit oluşumunu arttırmaktadır. Genetik Araştırmalar hemoroit ile genetik bağın ilişkisini desteklese de, kişide hemoroit oluşmasına neden olabilecek bir genetik bozukluk halen ispatlanamamıştır.

Cins

Kadın ve erkek cinsi arasında hemoroit oluşma riski açısından önemli bir fark yok İse de, kadınlarda hamilelik, hemoroit gelişmesi için önemli bir risk faktörüdür.

Yaş

Hemoroit genellikle iieri yaşlarda görülme riski artan bir hastalıktır. Bu risk yetmiş yaşına kadar giderek artar ve bu yaştan sonra azalır.

Diğer faktörler

Kişilerin günlük yaşamlarında uzun süreli ayakta durmaları, uzun süre oturmaları veya sürekli ağır cisimleri kaldırmaları gibi alışkanlıkların da hemoroit için risk faktörü olduğu ileri sürülmektedir. Bu alışkanlıklar hemoroit için asıl neden olmasa da, oluşmuş hemoroit vakalarını daha da kötüye götürdüğü bilinmektedir.

Hastalığın Anatomisi

Anal kanal ağzının 2-3 cm yukarısında ( bu bölge dentat çizgisi olarak isimlendirilir), anal kanalı salgıladıkları müköz ile kayganlaştıran daire şeklinde sıralanmış bezlervardır. Bağ dokuları ve düz kaslar ile desteklenmiş kan damarlarından oluşan bu normal damar yatağı, anal kanalı çevirmektedir. Bu yatağın genişlemesi sonucu, hemoroit dediğimiz rahatsızlık ortaya çıkmaktadır. Tuvalete çıkmakta kronik olarak zorlanan veya kabızlık çeken kişilerde, bu damar yatağını destekleyen doku ile kaslar zedelenmekte ve dokuların zayıflaması sonucunda da damar yatağının genişlemesi ortaya çıkmaktadır. Hemoroit hastalığı iç ve dış hemoroit olmak üzere iki şekilde oluşabilir.

İç hemoroit

Eğer hemoroidal dokular, anal kanal ağzının 2-3 cm yukarısında dentat çizgisi olarak nitelendirilen bölgenin üzerinde oluşursa iç hemoroit olarak isimlendirilir. İç hemoroitin sinirlerle iletişimi olmadığı için ağrısızdır. Kanama olduğunda, kanın rengi parlak kırmızı olup sıklıkla dışkının yüzeysel kısımlarında görülür. Hastada genellikle tuvalete çıkma dışında kanama olmaz. Fakat hemoroidal iç doku zamanla dentat çizginin altına doğru genişleyebilir ve özellikle tuvalete çıktıktan sonra anal ağızdan sarkma yapabilir. Hasta genellikle eczacıya, tuvalete çıktıktan sonra küçük yumuşak bir dokunun sarkma yaptığı ve bir süre sonra normale döndüğü şeklinde bir açıklama ile gelerek sorununa problem arayabilir. Ancak, daha sonra, bu dokunun tuvalete çıktıktan sonra normale dönmediği haller başlar ki bu artık hastalığın geri dönüşümsüz safhaya geldiğini gösterir. Bu safhada, hasta iç çamaşırında bu sarkan doku nedeni ile dışkı lekeleri görmeye başlar. Bu dışkının tahriş edici etkisi zamanla hastada anai ağız çevresinde dermatit oluşumuna neden olabilir. Bu esnada hasta mutlaka hekime gitmelidir. Rektal kanamalar ayrıca kolorektal kanser belirtisi olabileceğinden, rektal kanaması olan hasta mutlaka hekim tarafından muayene edilmelidir.

Dış hemoroit

Dentat çizgisinin altında hemoroidal doku oluşmuş ise dış hemoroit ortaya çıkmaktadır. Dış hemoroit tamamıyla sinirlerle bağlantılıdır. Bu rahatsızlıkla eczacıya gelen hastalar, hafif veya bazen de çok şiddeti i ağrı şikayeti ile eczacıdan yardım beklentisi içerisindedirler. Dış hemoroit ilk oluştuğunda hasta tarafından zorlukla fark edilebilir durumdadır. Hasta anal ağız çevresinde oluşan tahrişi fark etmeye başladığında artık dış hemoroit büyümeye başlamıştır. Hasta, artık o bölgede sürekli bir nemlilik ve tuvalete çıkmadan sonra temizlenmede sıkıntı hissetmeye başlar. Eğer damar tromboza uğrarsa (damar içerisinde pıhtı oluşması), anal ağız çevresinde oluşan hematom (dokuda kan toplanması sebebiyle oluşan şişlik) kısa veya uzun süreli ağrıya neden olabilir. Hematom birkaç hafta içerisinde normale dönse de, bu süreç içerisinde hasta şiddetli ağrı hissedebilir. Tromboz ishal, kabızlık veya anal bölgeye olabilecek basınç (örneğin bisiklete binme) olguları ile daha da kötüleşebiîir.

Tedavi

  • Eğer hemoroidal dokuların sarkması daha oluşmamışsa, hekim hidrokortizon, laksatif ve dışkının yumuşaklığını sürdürmek için lifli ve sulu perhiz önermektedir
  • Eğer sarkma geri dönüşümsüz duruma geldiyse, hekim klinik tedavi Önerebilir. Bunlar;
  • Sklerotik (sodyum morhuat) bir maddenin enjeksiyonu,
  • Kauçuk band ligasyonu (her bir iç hemoroidin dibinin kauçuk bir şerit ile bağlanması),
  • İnfrared ışığı kullanarak foto-koagülasyon, elektro-koagülasyon, lazer-koagülasyon ve kiroterapi (sıvı nitrojen ile anoskop kullanarak yapılan tedavi) olarak örneklenebilir. Her bir tedavi şeklinin birbirine göre avantajı veya dezavantajı (örneğin kiroterapide çok şiddetli dışkıya çıkma hissi) vardır.
  • Bunun dışında çok şiddetli hemoroit vakaları için, hemoroidektomi (ameliyatla hemoroidal dokuların temizlenmesi) önerilmektedir.
  • Evde Hemoroid Tedavisi İçin: Bitkilerle Hemoroid Tedavisi’ni  okuyabilirsiniz

Eczacı Dergisi, Kasım 2002 Sayısından Alınmıştır.

{ 0 comments }

Hamilelik Döneminde Hemoroid

hemoroid

 

Gebelik, Gebelikte Hemoroid Hastalığı

Sıklıkla gebeliğin ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Tromboze dış hemoroid gebelikte sık görülür. Doğumu izleyen günlerde ileri evre hemoroid hastalığı yaygın olup; izleme, tedavi ve önlenmesi önem taşır. 165 kadını, doğum öncesi ve sonrasındaki 3 ay boyunca izleyen bir çalışmada doğum ertesinde, her üç kadından birinde anal fissür ya da tromboze dış hemoroid saptanmış, tromboze dış hemoroidin travmatik doğumla ilişkisi vurgulanmıştır.

Tromboze olmamış hemoroidde koruyucu tedavi, tromboze ise trombektomi, iç hemoroidde bant ligasyonu uygulanabilir. Ancak kadın hastalıkları ve doğum uzmanı da bilgilendirilmelidir.

Gebelikte Hemoroid Belirtileri

  • Dışkıda parlak kırmızı kan varlığı
  • Tuvalet kağıdan kan izleri
  • Makatta kaşıntı
  • Mide ekşimesi
  • Makatta Ağrı

Gebelikte Hemoroid İçin Öneriler

  • Günde an az 8- 10 bardak su içmek
  • Ağır kaldırmaktan kaçınmak
  • Düzenli egzersiz yapmak, günlük yürüyüşler yapmak
  • Kabızlığı önlemek için sebze, meyve ve tahılları çokça tüketmek

 

 

{ 0 comments }

Hemoroid ve Basura İyi Gelen Bitkiler, Bitkisel Ürünler

Basur Tedavisi İçin Kullanabileceğiniz Çeşitli Bitkiler, Doğal Ürünler

Uzun süre ayakta kalmamak ve uzun yürüyüşler yapmamak gerekir. Böylelikle yerçekimi etkisi düzelip damarlardaki kan basıncı azalır.

Bol bol su için ve beslenmenizde kavun, papaya gibi taze meyve, yağsız süt, tam buğday ekmeği, karnabahar, ıspanak gibi sebzeler, incir, mürdüm eriği kurusu, kayısı, narenciye gibi meyveler bulundurun. Taze veya kurutulmuş Hindistan cevizi de yararlıdır. Aşırı kiloluysanız kesinlikle kilo vermelisiniz

{ 0 comments }

Hemoroid Tedavisi Skleroterapi Yöntemi

Hemoroid ( Basur) Tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri de Skleroterapi yöntemidir.

Skleroterapi Nedir?

Hemoroidal damarların ve dokunun büzüşmesine neden olacak bazı kimyasal maddeleri, şiş olan hemoroid pakesine (memesine) iğneyle enjekte etme yöntemidir.

Böylece hemoroid pakelerinin küçülmesi ve duvara yapışması sağlanır. Verilecek maddenin yol açabilieceği aşırı duyarlılık reaksiyonuna karşı uyanık olunmalıdır. Sıklıkla bacaklardaki varislere uygulanan bu tedavi yöntemi I. ve II. evre hemoroidlerde de uygulanabilir

{ 0 comments }

Hemoroid Neden Olur?

hemoroid

Basurun en yaygın ve açıkça bilinen nedeni hastaların yüzde 50′sinde inatçı kabızlık olması. Ancak kabızlık olmasa da hemoroid oluşabiliyor. Makattaki damarlarda kan dolaşımını engelleyen bir durum olduğunda damarlar zayıflayıp gevşiyor. Bağırsağın alt taraflarında dışkı baskısı olunca damarlar yassılaşıyor ve zar gevşeyerek basur memeleri oluşuyor.

İkinci yaygın neden de karaciğerde kan toplanması. Karaciğere biri oksijen almış kanın midedeki damardan hepatik atardamar yoluyla, diğeri mide ve bağırsaklardan kısa bir damarla olmak üzere iki kaynaktan kan geliyor. Damarların büzüşmesi nedeniyle baskı yapan kan toplanarak makat damarlarına geri giderek onları kanla dolduruyor.

Yediklerimiz yeterince besleyici olmayınca sindirilememiş atıklar bağırsaklarda birikiyor ve sıkışıp sertleşiyor. Bu da rektal damarlara baskı yapıyor.

Basur memeleri bazen makattan dışarı sarkar. Bu da hemoroitlerin makatın ne kadar içinde yer aldıklarına bağlıdır. Rektal kaslar damarlara baskı yaparak tekrar geri çekilmelerini engeller.

{ 0 comments }

Hemoroid Belirtileri

hemoroid

Hemoroid ( Basur) Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Hemoroidlerin olması her zaman şikayetin olmasını gerektirmez. Ancak iç hemoroidlerde en sık görülen belirti kanama’dır. Kan anal kanaldan geldiği için dışkıya bulaşmayıp, dışkılamanın öncesinde veya sonrasındadır. Genellikle açık kırmızı renktedir çünkü kanayan hemoroidlerin içinde hem arteriol (küçük atar damar) hem de venül (küçük toplar damar) bulunmaktadır. Atar damarın daha hakim olduğu durumlarda kanama fışkırır tarzdadır. İkinci en sık rastlanan yakınma dışkılama esnasında ve sonrasında hemoroidlerin hastaların eline gelmesi yani dışarı doğru sarkması (prolapsus) dır. Bunlara ek olarak hemoroidin oluşturduğu muköz akıntıya bağlı ıslanma, kaşıntı ve anüste rahatsızlık hissi gibi belirti ve bulgular olabilir. Ağrı iç hemoroidlerde çok sık rastlanan bir bulgu olmamakla birlikte aniden tromboze ve prolabe olan olgularda çok şiddetli ağrı görülebilir. Bu olgularda hemoroidler anal kanaldan tamamen dışarı çıkmış, ödemli ve kızarık bir halde görünürler.

{ 0 comments }

Hemoroid, Basur hastalarının merak ettiği konulardan biri de Hemoroid ile Bağırsak kanseri arasında bir ilişkinin olup olmadığıdır.

Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aydın Düzgün, hemoroid hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Düzgün, “Hemoroid hastalığı olan kişide kalın bağırsak kanseri gelişmesi söz konusu değil. Bu iki hastalığın arasında bir ilişki bulunmuyor” dedi.

“Hemoroid” teriminin tek başına kullanıldığında bir hastalığı değil, herkeste bulunan ve makat kanal içinde yer alan yapıları ifade ettiğini belirten Düzgün, “Hemoroid, özellik itibari ile içi damar yumağından oluşmuş yastıkçıklar olarak tarif edilebilir. Bu yastıkçıklar ihtiva ettikleri içi kan dolu damar yumağı sayesinde oldukça yumuşak yapıda olup, istirahat halinde makat kanalının yumuşak bir şekilde kapanmasını sağlarken, tuvalet ihtiyacı sırasında da bir engel teşkil etmez. Bu damar yumağı yastıkçıkları içinde yer alan iplikçik şeklindeki yapılar onların yerlerinde kalmalarını sağlar ve büyüyüp sarkmalarını önler” diye konuştu.

Hemoroid yastıkçıkları büyüyüp şikayetlere sebep olduğu zaman “hemoroid hastalığı”ndan söz edilebileceğini vurgulayan Düzgün, bu durumda büyümüş olan hemoroid yastıkçığının kanama, özellikle tuvalet ihtiyacı sırasında dışarıya çıkma ve ağrı gibi şikayetlere sebebiyet verebildiğini söyledi. Hemoroid hastalığında dört aşamanın olduğunu belirten Aydın, “Hemoroidlerin hemoroid hastalığına dönüşmesi, genellikle kabızlık ve aşırı ıkınma gibi sebeplerle içindeki kan damarı yumağının daha fazla kanla dolarak büyümesi, hemoroidi yerinde tutan ipliksi bağların uzayarak hemoroidlerin sarkması ile olur. Hastalığının birinci aşamasında hemoroid yastıkçıkları çok az büyümüştür ve makattan dışarıya çıkmazlar. Ancak tuvalet yaparken veya yaptıktan sonra kanamaya sebep olurlar. Makattan bakıldığında dışarıdan görülmesi imkansızdır, o yüzden rektoskopi gibi araçlarla teşhis edilir. Bunun bir ilerisi olan ikinci aşamada ise ek olarak tuvalete çıkarken hemoroidler dışarı sarkar, ancak ardından tekrar anal kanaldaki yerlerini alırlar. Hemoroidin daha da büyüdüğü ve içindeki iplikçiklerin uzayıp gevşediği durumda ise tuvalet sırasında dışarıya çıkan memeler ancak el yardımı ile yerlerine yerleştirilebilir. Bu safha üçüncü aşama olarak adlandırılır. Memelerin iyice büyüdüğü ve iplikçiklerin tümüyle gevşediği safhada artık hemoroid yastıkçıkları sürekli makat dışında yer alır ve içeriye yerleştirilemezler. Bu durumda da dördüncü aşama geçilmiş olur” diye bilgi verdi.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Şükrü Aydın Düzgün, hemoroid hastalığının tedavisi hakkında da bilgi verdi.

Aydın, “Hemoroid hastalığının tedavisinde hastalığın aşamasına göre farklı yöntemler uygulanır. Hastalığın tüm şekillerinde ortak olan tavsiye kabızlığı önlemek için lif ve posa yönünden zengin diyetle beslenmektir. Sadece diyet düzenlemesiyle birinci aşama ek bir tedavi uygulanmadan kontrol altına alınabilir. Destek olarak bölgesel krem ve fitil uygulamaları yapılabilir. Nadiren özellikle kanamayı kontrol etmek için bant ile bağlama işlemi yapılabilir. Hastalığın ikinci aşamasında da bu tedbirler yeterli olabilir, ancak bazen hemoroidlerin ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Üçüncü ve dördüncü aşamada ise ameliyat daha uygun bir seçim olacaktır” diye konuştu.

“HEMOROİD HASTASI BAĞIRSAK KANSERİ OLMAZ”

Hemoroid hastalığı ile kalın bağırsak kanseri arasında bir ilişkinin olmadığını dile getiren Doç. Dr. Şükrü Aydın Düzgün, “Bu konu bize sık soruluyor. Hemoroid hastalığı olan kişide kalın bağırsak kanseri gelişmesi söz konusu değil. Ancak hemoroid hastalığının bazı belirtileri kalın bağırsak kanserinde de görülebilmekte. Ama bu iki hastalığın arasında bir ilişki bulunmuyor. Daha ziyade şikayetlerin benzemesi sebebiyle ayırıcı teşhis açısından önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Haber Kaynağı: Star Sağlık

 

 

{ 0 comments }

Ömer Turan hemoroid basur hastalığının tedavisinde kullanılabilecek bitkisel ilaç geliştirdi

Geçimini Nalburluk yaparak sağlayan 75 yaşındaki Ömer Turan, 1980’li yıllarda Hemoroid hastalığına yakalandı. Tüm hastaneleri kapı kapı dolaşan Turan, derdine çare bulamayınca doğadan topladığı çiçekleri yiyerek Hemoroid hastalığını yendi.

Şimdi ise bu bulduğu ilacın bilime kazandırılması adına Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a mektup yazarak, bu ilaçtan tüm insanların faydalanılması gerektiğini istiyor. 1980 yılından 2009 yılına kadar basur hastaları üzerinde yapılan denemelerde 1427 memeli, 353 kanamalı,150 sızılı ve iltihaplı hastayı iyi ettiğini ifade eden 75 yaşındaki Ömer Turan, bu hastalar içerisinde Atatürk Üniversitesinden Öğretim görevlisinden tutunda Rektöre kadar birçok hastanın faydalandığını söyledi. Turan, “1980’li yıllarında, halk dilinde basur, tıp dilinde hemoroit denilen memeli ve kanamalı hastalığına yakalandım. Gitmedik hastane bırakmadım. Numune ve araştırma hastanelerinde hangi doktora gittimse ameliyattan başka çaresi olmadığını söylediler. Bu hastalıktan ameliyat olan arkadaşlarla görüştüm hiçbiri ameliyatın başarılı olduğunu söylemediler.

AYET YOL GÖSTERDİ

İslam tıp âlimlerinin eserlerini karıştırırken Yüce Mevla’nın “Ben kulumun kaldıramayacağı hiçbir yük ve musibet yaratmadım, kadın erkek herkese beşikten mezara kadar bilimi ve araştırıp öğrenmeği farz kıldım.” Emrini okudum. Bende bu yüce emirden yola çıkarak bitkiler üzerinde araştırmaya başladım. Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında doğada bulduğum her güzel çiçeği topladım yedim ve basur hastalığından tamamen şifaya kavuştum. Bundan böyle benim gibi basur hastası olanlara yedirdim ve hastalar kısa zamanda şifaya kavuştular ve böylece basur hastalığım kökten tedavi eden bitkiyi Mevla’nın sayesinde bulmuş oldum.

ömer_turan

REKTÖR FAYDALANDI

Bu araştırmam tam on dört sene devam etti yani 1997 senesine kadar yüzlerce hasta kayıtsız olarak şifaya kavuşmuşlardır. 1997 senesinde kazım Karabekir Eğitim fakültesinde öğretim üyelerinden bir hocamız, kanamalı basur hastalığına maruz kalır birçok ilaçlar kullanır ve hiçbir netice alamaz, birileri beni tasfiye eder. Gelip benden ilacını aldı ve 15 gün sonra geldi, Ömer bey sana teşekkür etmeye geldim “Niçin seni kimse bilmiyor? Verdiğin ilaç beni üç günde sıhhate kavuşturdu bana çok teşekkür etti. Ben kendilerine espri olarak o günlerde değerli bir doktorumuz kansere zakkumdan ilaç yapmış tedavi ettiği hastalarla da kendini ispatlamıştı ve halktan da bayağı destek görmüştü netice malumunuz o bir doktor ben ise bir esnaf avamdan korkmuyorum sizin gibi aydınlardan korkuyorum. Tamam bir şişe daha ilaç yap dönüşte alacağım dedi gitti. Geldiğinde bir dosya ve bir defterle geldi “şu deftere ilaç verdiğin hastanın adı ve soyadını hastalığının nedenini ve tarihini yaz. Bu dosyaya da ilaç verdiğin hasta sana başka bir hasta getirdiği zaman iyi olan hastadan adres ve telefon numarası yazılı bir teşekkür mektubu al bunlar senin diploman olacaktır.” diye buyurdular. Bende değerli hocamın gösterdiği doğrultuda bilgilerinize arz ettiğim belgelerle doğanın insanlığa hediye ettiği değerli bitkilerin faydalarım belgelemiş bulunuyorum. Bununla beraber başka tür hastalıklarla da çok faydalı olan bitki numunesini bilgilerinize arz ederken bu konuda senelerce uğraşıp elde ettiğim bilgileri benimle beraber mezara götürmek istemediğimden zatıâlinizin bir ilim mensubu olarak kıymetli fikir ve düşünceleriniz ışığında yardım ve tavsiyelerinizi beklemekteyim. Bir vesile saygı ve hürmetlerimi arz ederim. Çok önemli bir hatıramı arz edeceğim;1980’li yıllarında bir arkadaşımla Dumlu’ da yumurta tavukçuluğu yapıyorduk. Arkadaşımın çok yakın akrabası Atatürk Üniversitesi Rektörüdür. Sayın hocamız kanamalı basurdan çok rahatsızdır. Kanama şiddetlenince doktorlar kam durduramazlar. Arkadaş hocam der. Benim ortağım bitkilerden basura ilaç yapıyor, istersen birde ondan denesek der hoca efendi kabul eder. Arkadaş ilacı götürür. Fakat kanama şiddetlenince ilacı kullanmadan uçakla Ankara ya gider. Hacettepe de ameliyat olur ilacını da beraberinde götürmüştür. Ameliyattan sonra ilacı ilgililere verir. Basur ilgisinin olup olmadığını öğrenmek ister. Netice de denilir ki ameliyat olmadan evvel bu ilacı kullansaydın ameliyata gerek kalmazdı. Başka ilaç kullanma bunu kullan der. Kullanır ve iyi olur. Bana teşekküre gelir tebrik eder. Bir çerçeve bal getirir bir şişe ilaç aldı. Bende şimdiye kadar bu hastalıktan ötürü şifa bulan ve bana teşekkür eden 1 dosya halinde yazı bulunuyor. Hatta bir keresinde benim bulduğum bu ilacı Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Biyoloji bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Arslan gelip bilime kazandırılması adına bir çalışma yapalım demişti.Ancak gelmedi öyle kaldı.Şimdi bende sayın Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan’a bir yazı göndererek bu ilacın benimle beraber mezara gitmemesi için ve tüm insanımızın bu ilaçtan şifa bulması adına gerekli bir çalışma yapılmasını istediğimi için bir yazı gönderiyorum.” dedi 

Haber Kaynağı: Dadaş Gazetesi Haberde Kullanılan Resimler: Eklenecek  

{ 0 comments }

Kabızlık Nedir, Kabızlık Nasıl Tedavi Edilir

Hemoroid sorunun temel nedenlerinden biri kabızlıktır.

Kabızlık (konstipasyon) barsakların düzenli aralıklarla ve tümüyle boşalamaması durumudur. Normal sayılabilecek dışkılama sıklığı kişiden kişiye değişmekle birlikte dengeli beslenen, düzenli yaşayan sağlıklı bir erişkinde barsakların her gün bir kez boşalması beklenir. Alışkanlık olarak günde iki kez ya da iki günde bir kez dışkılama da normal sayılabilir. Buna karşılık haftada üç kez-den daha az dışkılama kabızlık belirtisi olarak kabul edilir.Haftada iki ya da daha az dışkılama, dışkılama sırasında ıkınma, parça parça veya sert dışkı yapma, tam boşalamama hissi, dışkılama sırasında engellenme hissi, dışkılama sırasında dışardan destek olma (parmakla vb) gibi yakınmaların en az iki veya daha fazlasının bir yıl içinde toplamda en az 12 hafta devam etmesi kabızlık rahatsızlığı olarak adlandırılır.

Kabızlık, en çok doktora başvurulan barsak hastalığıdır. İleri yaşlarda daha sık olmasına karşın her yaş ve cinsten bireyi etkileyebilir. Bizim ülkemizde kadınlarda erkeklerden 3-4 kat daha fazla görülür.

Sindirim sistemindeki hastalıklar dışında tiroid gibi başka bir organın hastalığı, şeker hastalığı ve romatizmal hastalıklar da kabızlığa yol açabilir. Ağrı kesiciler, antidepressan ilaçlar, Parkinson ilaçları bazı tansiyon ilaçları (kalsiyum kanal bloke ediciler), idrar söktürücüler, demir preparatları ve antiasit-ler de kabızlığa yol açabilir. Ama en sık rastlanan neden, temel beslenme biçimi, özellikle de bitkisel liflerin az bulunduğu posasız gıdalara (günlük tüketilmesi gereken lif miktarı 25-30gr kadardır) dayalı beslenmedir. Bu durum büyük ölçüde ete ve işlenmiş gıdalara dayalı ”Batı tipi” beslenmede açıkça ortaya çıkar.

İnsanın günlük ortalama dışkısı Afrika’da 500gr, Avrupa’da 150-200gr dolayındadır. Yanlış beslenme alışkanlıkları da kabızlıkta önemli rol oynar. Yemek saatlerinin düzensizliği, akşam öğününde aşırı yemek, özellikle yolculuk nedeniyle sık sık değişik yiyeceklerle beslenmek kabızlık etkeni olabilir. Ayrıca hareketsizlik ve tam dışkılama için yeterli zaman ayırmamak barsak işlevlerini aksatır.

Korunma Yolları nelerdir?

Daha fazla lif içeren gıdalar alınması, meyve ve sebzelerin kabuklu olarak tüketilmesi, kurutulmuş meyvelerin tüketimi, günlük en az 8-10 bardak su içilmesi, düzenli bir dışkılama alışkanlığı edinilmesi, düzenli olarak egzersiz yapılması, stresin azaltılması, düzenli yemek yenmesi ve dışkılama ihtiyacı doğunca geciktirilmeden mutlaka yapılması kabızlık belirtilerini azaltmada ya da kabızlığın önlenmesinde alınabilecek basit tedbirlerdir.

Ne zaman Doktora Başvurulur?

Barsak alışkanlıklarında ani de ve açıklanamayan değişiklik, dışkı çapında incelme, kanlı dışkılama, diyetteki değişikliklere rağmen kabızlık durumunun devam etmesi, uzun süredir kalıcı ve açıklanamayan kabızlık hali varlığında mutlak bir doktora başvurulmalıdır.

Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Hastaya tanı konulduktan sonra öncelikli olarak, diyet, barsak alışkanlıklarının düzenlenmesi eğitimi, davranış kontrolü ve ilaç tedavisi verilir. Yaşam Tarzı değişiklikleri ve diğer öneriler sorunu çözmüyorsa hastalara, diyetteki fiber miktarının artırılması, dışkı yumuşatıcı tedaviler, dışkı miktarını artıran (lif içeren), uyarıcı veya ozmotik laksatifler, Biyo-feedback uygulaması (hastanın dış makat kasının gevşemesini bilgisayar yardımıyla kontrol etmesi) veya cerrahi tedavi önerilebilir.

Daha Fazla Posa Tüketmek için Ne yapmalıyım?

  • 1. Tükettiğiniz besinlerin çeşitliliğine özen gösterin. Besin piramidindeki ürünlerin (sebze, meyve, ekmek, tahıl, pirinç, makarna vb, katı-sıvı yağ ve tatlılar, süt, yoğurt, peynir, et, tavuk, kuru baklagil) her birinden tüketmeye çalışın
  • 2. Tüketilen besinleri alırken posa miktarına bakarak alın.
  • 3. Mutlaka kahvaltı yapın
  • 4. Kabuklu tahılları tercih edin.
  • 5. Haftada 2-3 kez baklagil tüketin
  • 6. Günde 5-6 porsiyon meyve, sebze tüketin
  • 7. Meyve ve sebzeleri kabuklarıyla tüketin
  • 8. Meyve suyu yerine meyveyi tercih edin
  • 9. Posayı artıracak pişirme yöntemlerini kullanın
  • 10. Tükettiğiniz posayı hesaplayın
{ 0 comments }

Hemoroid Teşhisi

Hemoroid Teşhisi Nasıl Konulur?

Hemoroid ve diğer makat hastalıkları birbirine çok benzediği için teşhisin tam ve doğru konması gerekir.
Teşhis bu bölgenin muayenesi ile konur. Hemoroid teşhisi Rektoskopik muayene (ışıklı bir aletle anal bölgeye ve kalın bağırsağın son kısmına bakılması) ya da Kolonoskopi (kalın bağırsağın tamamının ışıklı aletle incelemesi) yapılarak konur.
Belirtiler makat bölgesinin başka hastalıkları ile aynı olabileceği için muayene olmadan Hemoroid tedavisi yapılmamalıdır
{ 0 comments }