Hemoroid Klinik
Op. Dr. Mustafa IŞIK
 
Anasayfa Hakkımızda Hemoroid Tanı ve Tedavi Yöntemleri İletişim
Hemoroid Klinik
» Hemoroid Tanı ve Tedavi Yöntemleri » Perianal ve Anorektal Apse ve Perianal Fistül
PERİANAL VE ANOREKTAL APSE VE PERİANAL FİSTÜL
 

 

Güncel Özet Bilgilerimiz

 

Anüs etrafı bir apse olarak başlar. Dış deriye ya doktorlarca ya da kendiliğinden açılır. Bu alanda tekrarlayan kronik bir enfeksiyon olarak kalır. Bu rektal lümene gaita mikroplarıyla şekillenmiş anormal bir kanalla bağlantılıdırlar.

      
Perianal fistül deriye bir sivilce gibi açılır.

Bazen kanlı bazen irinli sekresyon oluşturur.

Bazen inaktifdirler. Bazen bölgede tekrarlayan apse formasyonlarına neden olurlar.

            Tedavi  rektuma anormal bağlantının açık çıkarımını gerektirir.

            İşlem bu bölgeyi bilen deneyimli doktorlarca yapılmalıdır.

 
 
Anorektal apseler
 
Anorektal apseler yalnızca anorektal bölge çevresindeki özel potansiyel boşluklarda gelişirler. Bu boşlukların anatomisine hakim olmak çok önemlidir. Bu boşluklar yağ, areolar dokular ve kan damarları ile doludur. Anatomik yerleşimlerin sebebi açıklayıcıdır. Bu boşlukların her iki taraftan iştirakli oluşu dikkat çekicidir.
 
     
Şekil 16. Perianal ve perirektal boşluklar (önden görünüm). Şekil 17. Perianal ve perirektal boşluklar (yandan görünüm). Şekil 18. Anokrektal boşlukların "atnalı" bağlantıları
 
Patogenez ve Apsenin yayılma yolları
 
Şu anki bilgiler anorektal apsenin kaynağının anal guddelerdeki enfeksiyon olduğunu söylemektedir. Normal bir anal kanaldaki ortalama gudde sayısı 6 dır.(3-10). Her gudde epitel içine serpiştirilmiş mukus salgılayan ya da goblet hücreleri içeren çok katlı kolumner epitel ile döşelidir. Bu hücreler dentate çizgide direkt olarak bir anal kriptaya açılırlar. Anal guddeler anal kanal çevresinde eşit olarak dağılmışlardır. Guddelerin %80 i submukozal yerleşimlidir. İntersfinkterik ya da intra musculer guddeler apselere neden olurlar. İntersfinkterik boşlukta oluşan apseler çevredeki anorektal boşluklara yayılırlar. Sıklık sırasına göre apselerin yerleşimi perianal, iskioanal(iskiorektal), intersfinkterik supralavatordur. Yine de bu sıklıklar çok değişkendir.
 
 
Klinik Bulgular
 
Çoğu anorektal apsenin ilk semptomu anal bölgedeki şiddetli ağrıdır. Ağrı batıcı ve künt karakterde olup yürümek,ıkınmak, öksürmek ve hapşırmakla şiddetlenir. Ateş,hatta septisemi olabilir. Bazı hastalarda adrar retansiyonu gelişir.
 
 
Muayene
 
Perianal ve iskioanal apseler belirgin hassayeti olan şişliğe yol açarlar. İntersfinkterik apse için anal bölgede şiddetli ağrı vardır. Perianal bölgede enflamasyon bulgusu yoktur. Yine de hasta genel anestezik olmadan parmakla muayeneyi tolere etmez. Anal kanalın submukozal duvarında dentat çizgide başlayan ve değişen uzunlukta proximale uzanan endurasyon kolaylıkla fark edilir. Supralavator  apselerde  kural olarak tanı güçtür. Ve MR faydalıdır. Proktoskopik ya da sigmoidoskopik incelemeler apse çözülene kadar ertelenmelidir.
 
   
Şekil 19. İntersfinkterik bir absenin yayılım yolları. (Modified from. 101 By permission of BMJ Publishing Group).
 

Temel yaklaşım prensipleri

 

Vücudun herhangi bir yerindeki  bir apse gibi bir anorektal apse mümkün olduğunca erken drene edilmelidir. Uygun tedavi edildiğinde iyileşme sorunsuz ve morbidite minimaldir. Ancak bazı apseler bir perianal fistülle ilerleyebilir. Tedavi de gecikme  yada yetrsiz tedavi bazen masif doku nekrozu ve septisemi ile giden yaygın, hayatı tahdit eden süpürasyona sebep olur. Ve mortalite riski yaratır.

Genel olarak apse yeterince drene edildikten sonra antibiyotik gerekli değildir. Ancak bazı hasta gruplarında antibiyotik önerilir. Septisemisi, immün yetmezliği ağır diabetes mellitusü yada agranülositozu olan hastalarda geniş spektrumlu bir antibiyotik verilmelidir. Yapay kalp kapakçığı ya da eklem protezi olan hastalara da uygun antibiyotikler verilmelidir.

 
   
Şekil 20. Perianal absenin insizyonu ve drenakı. (A), Heç kesesi. (B), Köşelerin eksize edilmesi.
 
YAKLAŞIM
 
Perianal apse
 
Bu tip, en yüzeyel ve tedavisi en kolay olanıdır. Apse genellikle küçüktür. Ve lokal anestezi altında ofiste, muayenehane de ya da acil odasında drene edilebilir. Şişliğin en belirgin kısmına artı şeklinde bir kesi yapılarak yaranın erken kapanmasını engellemek için cilt kenarları eksize edilir. Apse kavitesinin tabanına doğru derinleştirilir. Apsenin tabanının altına yeterli anestezik sağlanması hayati önem taşır. Apse kavitesi kürete edilir. Ve yıkanır. İçeriye tampon konulması ağrıya yol açar. Ve gerekli değildir. Ameliyat sonrasında yara su ve sabunla yıkanır.
 
 
İskio anal apse
 

Tek taraflı küçük iskioanal apseler perianal apseler gibi lokal anestezi altında drene edilebilirler. Büyük iskioanal apselerin kaynağı genellikle derin postanal boşluktadır. Ve iskioanal alana yayılırlar. Bu yayılım iki taraflı olursa atnalı apse adını alır. Bu tip apseler ameliyathane de genel ya da rejyonel anestezi altında boşaltılmalıdır.

Apse derin postanal boşluktan drene edilmelidir. Koksisk ucu ile anüs arasındaki cilde anokoksigeal ligamanı ortaya çıkaracak şekilde uzunlamasına bir kesi yapılır. Anokoksigeal ligaman lifleri boyunca kesilir., derin postanal boşluğa girildiğinde pü bulunur. Her iki tarafta isküanal bölgeden bu boşluğa birer kesi yapılır. Apse boşluğu kürete edilir. Ve yıkanır. Ameliyat sonrasında apse kavitesi sulandırılmış hidrojen peroksit ile üç gün boyunca yıkanmalıdır. Açıklıklar hafifçe tamponlanır. Alternatif bir teknik, derin postanal boşluğa, internal sfinkterin arka orta hatta kesilmesi suretiyle girilmesidir.

 
 
İntersfinkterik apse
 
Perianal ve isküanal apselerden farklı olarak intersfinkterik apselerde perianal bölgelerde belirgin şişlik veya endurasyon olmaz.Tanı özellikle rektal muayeneye izin vermeyen şiddetli ağrı varlığında kuvvetli şüphe üzerine konur. İntersfinkterik apse düşündüren bir ip ucu anüs çevresine basınç uygulandığında derin yerleşimli hassasiyet olmasıdır. Yine de ameliyathane de genel ya da rejyonel anestezi altında kapsamlı bir muayene yapılmalıdır.Dentate çizginin üzerinde anal duvarda endure bir kitle hissedilebilir. Bu kitle değişken bir mesafe boyunca rektuma uzanır. İntersfinkterik apse anal kanala yapılan insizyonu internal sfinkter kası kesilerek direne edilir. Apse kavitesi kürete edilir. Ve yıkanır. Tampon konulmaz.
 
     
Şekil 21. Atnalı absede derin postanal boşluğun ve karşı tarafta iskioanal boşluğun drene edilmesi. Şekil 22. Atnalı absenin intraanal drenajı ve karşı taraf drenajı. Şekil 23. Supralevator absenin kesesi ve drenajı.
 

Supra lavator APSE

 

Bu tip apseler nadir görülürler ve tanı konması güç olabilir. Karın boşluğuna olan yakınlığı nedeniyle supralavator apse akut batın sendromunu taklit edebilir. Parmak muayenesi ile alt rektumun yan tarafında yada anorektal halka seviyesinde arkada endure yada hassas şiş bir kitle bulunabilir.Supralavator apse üç şekilde ortaya çıkabilir. İntersfinkterik apsenin yukarı doğru yayılımı, iskioanal apsenin yukarı doğru yayılımı yada divertikül apsesi, apendix apsesi veya crohn hastalığına bağlı bir apse gibi intraabdominal bir hastalıktan kaynaklanabilir.

Tedaviden önce apsenin kaynağının saptanması çok önemlidir. İntersfinkterik bir apsenin yukarı doğru yayılımına bağlı ise rektum içine drene edilmelidir. İskioanal fossa içinden drene edilirse komplike suprasfinkterik bir fistül yaratılabilir. Supralavator apse isküanal bir apseden kaynaklanıyorsa iskioanal fossa içinden drene edilmelidir., bu tip apseleri rektum içine drene etmek ekstrasfinkterik bir fistüle yol açabilir. Apse intraandominal bir hastalığa bağlı ise primer hastalık tedavi edilir. Örneğin kolon rezeksiyonu ile ve supralavator apse iskioanal fossa içinden rektuma ya da batın duvarı yoluyla drene edilir.

 
 

Anorektal apselerin bakteriyolojisi

 

Kural olarak anorektal apselerdeki bakteriler fekal flora ile cilt florası ya da her ikisi birdendir. Çoğu cerrah para ve zaman kaybı olduğu düşüncesi ile apseden kültür için örnek göndermez. Diğer cerrahlar ise apsedeki bakteri tipini belirlemek için kültürün değerli olduğunu düşünür. Apselerinde barsak organizmaları üreyen hastalarda apse direnajı sonrasında anal fistül insidansının yüksek olduğu yönünde deliller olmasına rağmen apselerinde  cilt kaynaklı organizmalar üreyen hastalarda nadiren anal fistül görülür.

Anorektal apselerdeki pü yüksek oranda bakteri içermesine rağmen kronik anal fistüllerde bu sayı çok daha düşüktür. Kronik anal fistüllerde bu sayı çok daha düşüktür. Kronik anal fistüllerdeki bakteriler alt gastrointestinal traktusun normal florasıdır.

 
 

Tekrarlayan apse ve direnaj sonrası fistül

 

Teorik olarak, sebep olan enfekte anal gudde çıkartılana yada kendini tahrip edene kadar anorektal apse kavitesi tam olarak iyileşmez. İç ağzı veya enfekte guddeyi bulmak kolay değildir. Anorektal apselerin ilk muayenesinde iç ağız hastaların %14-35 inde) gösterilebilir. Apse, hastaların %11-13 nde drenaj sonrası tekrarlar. %16 ile 41 inde fistül gelişir. Direnaj ve primer fistülotominin nüks ya da fistül oranı %3-13 tür.

Fistülotomi sonrasındaki yüksek fekal inkontinans riski nedeniyle, çoğu cerrah anorektal apseleri drene etmekle yetinir. Apse kavitesini tam olarak drene edip kürete etmek ve yıkamak önemlidir.Çoğu anorektal apse, lokal anestezi altında drene edilir. 

 
 

Nekrotizan perianal ve perianal enfeksiyonlar (fournier gangreni)

 
Fournier gangreni, küçük subkutan damarların trombozu ve sıklıkla üstteki cildin nekrozu ile giden, perirektal, perianal yada genital bölgenin süpüratif bakteryel enfeksiyonu olarak tanımlanan sinerjistik bir nekrotizan fasciitistir.Ancak, myonekroza yol açan derin tutulum perianal enfeksiyonlarla beraber bazen görülebilse de klasik fournier gangreni sayılmaz. Bakteryel ekzotoksin üretimi sonrası doku nekrozu ve patognomonik kötü koku ve krepitasyona yol açan gaz sentezi bakteryel sinerjizm sonucu gelişir. Bu anorektal bölgedeki en ölümcül enfeksiyon şeklidir. İhmal edilmiş anorektal apseli bazı hastalar fournier gangrenine ilerlesede, vakaların önemli bir bölümünde enfeksiyonun saptanabilen bir kaynağı yoktur. Genitoüriner(%24), anorektal(%24) intra abdominal(%10) travmatik(%2)ve belirlenemeyen(%38) sebepler bildirilmiştir.
 
 

Klinik belirtiler

 
Nekrotizan perianal ve perirektal enfeksiyonlar, genellikle ihmal edilmiş ya da geç tedavi edilmiş primer anorektal yada perineal enfeksiyonların sonucudur.Diabet mellitus hastaları bu enfeksiyonlara daha yüksek yatkınlık gösterselerde daha önceden sağlıklı olan kişilerde bu enfeksiyon görülebilir. Perianal bölge, perine, skrotum, yada labiada ağrı, hassasiyet ve krepitasyonlu şişlik karakteristiktir. Şişlik ve krepitasyon sırta, karın duvarına ve kalçaya yayılabilir. Ciltteki belirgin bir kara nokta, altta yatan doku nekrozuna işaret eder. Ateş ve yüksek lökosit sayısı sürekli bulgulardır.
 

YAKLAŞIM

 

Bu enfeksiyonlara, belirgin gaz oluşumuna neden olan, sinerjikstik, gram-negatif, anaerobik ya da mikroaerofilik bakteryel flora yol açar. Clostridium perfiringens bakterileri genellikle mevcut olmasına rağmen esas sorumlu organizmler değildir. Çoklu antibiyotik tedavisi genellikle erken başlanır. Antibiyotik tedavisi, kültür ve duyarlılık testlerinin sonuçlarına göre düzenlenmelidir.

Tedavinin en önemli yönü, oluşacak defekt önemsenmeksizin tüm ölü dokuların derhal eksize edilmesidir. Tipik olarak, nekroz, fizik muayene ile tahmin edildiğinden daha yaygındır. Clostridium perfiringese bağlı myonekroz yoksa hiperbarik oksijen tedavisine gerek yoktur.

Ameliyat sonrasında, hastanın günde birkaç kez muayene edilmesi önemlidir. Nekroz yada enfeksiyon ilerliyorsa, gerektiği sayıda yeniden ameliyat endikasyonu vardır. Enfeksiyon kontrol altına alındığında duş tedavisi yardımcı olur. Hasta hiperalimentasyon, saptırıcı kolostomi yada sistostomi yönünden değerlendirmelidir. Yaranın genişliğinedeniyle, genellikle ileri bir zamanda deri greftlemesi ve testislere yeni bir torba yapılması gerekli olur.Eke’nin 1726 vakalık serisinde, mortalite %16 idi. Ölüm sebepleri ağır sepsis, koagulopati, akut böbrek yetmezliği, diabetik ketoasidoz ve multiorgan yetmezliğidir.

 

Perianal fistül

 
Perianal fistül, spontan olarak yada cerrahi yolla drene olmuş ancak apse kavitesi tam olarak iyileşmemiş bir kronik anorektal apse formudur. Dentat çizgideki anal kripta da primer açıklık (iç ağız) ve perianal deride bir secunder açıklık(dış ağız) arasındaki fibrotik yoldur. Eisenhammer, anorektal apsenin fistülün anası olduğunu söylemiştir.
 

Sınıflama

 

Sfinkteer kasları ile olan ilişkilerine göre, dört ana fistül formu bulunur.

 

İntersfinkterik fistül

 
Fistül traktı intersfinkterik plandadır. Dış ağız genellikle anal wedge yakın perianal cilttedir.
 

Transsfinkterik fistül

 
Fistül intersfinkterik planda ya da derin postanal boşlukta başlar. Fistül traktı eksternal sfinkterden geçer ve dış ağız iskioanal fossadadır. Atnalı fistüllerde bu gruptadır.
 

Suprasfinkterik fistül

 
Fistül  orta anal kanalda intersfinkterik  planda başlar. Ve yukarıda puborektal kas yukarısına uzanır. Yanda bu kas üzerinden ve aşağıda puborektal ve lavator ani kasları arasından iskioanal fosaysa uzanır.
 

Extrasfinkterik fistül

 
Fistül perineal deriden iskioanal fossa ve lavator ani kası içinden geçer. Ve rektum duvarına açılır. Kriptoglanduler, travma, yabancı cisim ya da divertikül veya appendix apsesi gibi bir pelvik apse kaynaklı olabilir.
   
   
Şekil 24. Anal fistüllerin basit bir sınıflaması.
 

Klinik belirtiler

 

Çoğu hasta, aralıklı olarak drene olan anorektal apse öyküsü ile başvurur. Anorektal apsenim tekrarlaması perineal fistülü düşündürür. Dış ağız genellikle pürülan ya da seröz akıntılı bir granülasyon dokusu çıkıntısı olarak görülür. Basit ve yüzeyel bir fistülde trakt kordon halinde palpe edilebilir.Derin fistüller genellikle palpe edilemezler. İç ağzı saptamak için anoskopi yapılmalıdır. Gereği halinde başka lezyonları ve enflamatuvar barsak hastalığını dışlamak için kolonoskopi yapılmalıdır. Stile ile dış ağızdan girilerek traktın yönü belirlenmeğe çalışılır. Ancak her zaman iç ağızdan çıkmak mümkün olmaz. Çoğu zaman bu genel anestezi altında yapılabilir.

Ayırıcı tanıda bazı hastalıklar düşünülmelidir. Hidroadenitis süpürativa kalınlaşmış hiperpigmente cildin eşlik ettiği pek çok perianal açıklık ile ayırt edilir. Perianal uzanımlı pilonidal sinüs ve enfekte sebase kistler akla gelmelidir. Crohn hastalığı ve ülseratif kolit ile ilişkili fistüllerin ayrılması önemlidir. Perforasyon ve cilde fistülizasyon ile giden sigmoid kolon divertikülozu nadiren görülür. Aşağı rektum ve anal kanal kanserleri perine fistülü ile ortaya çıkabilirler.

 

Özel tetkikler

 

Çoğu hastada radyolojinin yeri sınırlıdır. Tecrübeli bir cerrah, çoğu hasta da fistül traktını bulabilir. Yine de, komplike vakalarda fistül traktını araştırmak yardımcı olur.
Pelvis kaynaklı ekstrasfinkterik fistüllerde ya da tekrarlayan fistüllerde fistülografi yararlı olabilir. Fistülografinin faydası hakkında bildirimler çelişkilidir. Uygun seçilmiş vakalarda yaklaşımda faydası olabilir. Kuijpers ve Schulpen fistülografiden yalnızca %16 hasta yararlanırken Weisman ise hastaların %48 inde cerrahi tedavi şeklini değiştirmiş veya altta yatan patolojileri tanımlamıştır.

Sfinkter dışı olayları saptamakta intrarektal ultrasonografinin yeri yoktur. Anestezi altında dikkatli parmak muayenesinden  daha faydalı değildir. Ancak parmak muayenesi ile intersfinkterik ve eksrasfinkterik traktlar ve supralavator yayılımlar kaçırılabilir. MR, ultrasondan daha doğrudur. Ve anal fistüllerde görüntüleme gerektiğinde seçkin yöntemdir

 
Tedavi prensipleri
 

Spontan iyileşme çok nadirdir olduğundan, semptomatik perianal fistül varlığı ameliyat endikasyonudur. İhmal edilmiş fistüller tekrarlayan apselere ve sürekli akıntıya yol açarlar. Nadiren uzun süreli fistüllerde malinite görülebilir. Crohn hastalığında anal fistüller görülebileceğinden, bu hastalıkla uyumlu semptomlu olan hastaların gastrointestinal traktları radyolojik ve endoskopik olarak tetkik edilmelidir. Aktif crohn hastalığının kontrol altına alınması tüm fistül tamirlerinden önce yapılmalıdır.

Fistül ameliyatının hedefi basittir: en kısa zamanda ve en düşük nüks yada kontinans değişikliği ile fistülü iyileştirmek. Bu ideale yaklaşmak için bazı prensiplere dikkat edilmelidir.

1) İç ağız bulunmalıdır.
2) Traktın puborektal kası ile olan ilişkisi ortaya konmalıdır.
3) Mümkün olan en az miktarda kas kesilmelidir.
4) Yan traktlar aranmalıdır.
5) Altta yatan hastalık araştırmalıdır.

Fistül ameliyatının prensipleri arasında fistülün açılması,iç ağzın elimine edilmesi (enfeksiyon kaynağı)ve yeterli direnaj sağlanması bulunur. Tüm traktın açılamaması nükse neden olur. Tüm fistül traktının çıkarılması olan fistülektominin traktın açık bırakılması olan fistülotomiye bir üstünlüğü yoktur.

 

Teknik

 
Herhangi bir cerrahi girişimden önce, hastanın kontinansının normal olup olmadığı saptanmalıdır.Fistül ameliyatlarının nüksler ve anal kontinans bozuklukları nedeniyle kötü bir ünü vardır. Çoğu fistül için kriptoglandüler kaynak kabul edilirse, açık bırakma tekniği ile internal ve eksternal  sfinkterlerin kesilmesi gereklidir. Anahtar nokta anorektal halkadır., çünkü bu parçanın kesilmesi hastayı inkontinent yapar.
 

Basit alçak fistül

 
Yüzüstü jaknifiye pozisyonu tercih edilir ancak her iki bacağın ayaklıklara asıldığı litotomi pozisyonuda iyi görüş sağlar. Pratt, Buie gibi bir spekulum ya da parks veya Hill-Ferguson ekartörü iyi bir görüş sağlayabilir. Dış ağza stile sokulur ve iç ağızdan çıkartılır. Fitül traktı koter veya bistüri ile açılır. Yana yada yukarı uzanan fistül yolları dikkatli bir şekilde aranır. Tüm granülasyon dokuları kürete edilir. Yaranın ebatlarını küçültmek için, malsüpiyalizasyon 3/0 kromik katgütle yapılmalıdır.Bandaja gerek yoktur.,sadece akıntıyı önlemek için gaz tamponadı yapılmalıdır. Ameliyattan sonra yara yeri su ve sabunla yıkanmalıdır. Oturma banyoları temizlemez ama etraftaki dokuyu ve yara yerini masere eder.
     
Şekil 25. Basit fistül için fistülotomi tekniği: (A), Fistül traktı kantüle edilir. (B), Trakt koter ile açılır. (C), Yaranın marsupiyalizasyonu.
 

Atnalı fistül

 

Dış ağız iskiorektal alandadır. Ve kıvrılarak tek bir trakt üstünden dentate hattın orta hat posteriorundaki internal ağza açılır. Bu nedenle tüm traktı bir seferde dönmek mümkün değildir. Her iki taraftaki traktlar teker teker açılmalıdır. Granülasyon dokuları kürete edilir. Yara 3-0 kromik katgütle marsupiyalize edilir. Tampon uygulanmaz. Sadece kuru bir gaz konur. Yara su ve sabunla yıkanarak temizlenir.

Atnalı fistül için alternatif bir teknik Hanley ve ark. Tarafından tarif edilmiştir. Bu teknikte fistülün kolları açılmaz. Derin postanal boşluktan fistül traktının T şeklindeki kollarına ulaşılmağa çalışılır.Hemostaz amaçlı yaraya tampon uygulanır. Elle yıkanıp temizlenebilir. Hanley bu yöntemle tedavi ettiği 31 hastada inkontinans olmadığını ve minimal defektle yaranın iyileştiğini bildirmiştir.

 

Rektak kaydırma flebi

 

Bu yöntemin amacı internal ve eksternal sffinkter kaslarınını kesilmesini gerektiren fistülotomiden kaçınmaktır. Bu ameliyatta fistül kaynağı olan iç ağız eksize edilir. Geri kalan fistül traktı kürete edilir. Bu şekilde küçük bir alanda hem internal hemde eksternal sfinkter eksize edilmiş olur.

Mekanik barsak temizliği ve profilaktik antibiyotik uygulanır. Bu teknik genel veya bölgesel anestezi altında prone, jacknefer pozisyonda gerçekleştirilir. İnternal sfinkter kası içeren anorektal flep iç ağızdan proximale doğru hazırlanır. İç ağız tamamen eksize edilir. Flep defekt üzerine yamanır.ve gergin olmadan kapatılır. Bu ameliyat rektovaginal fistül tamir tekniğine benzer. Yalnızca yüksek transsfinkterik yada suprasfinkterik kronik fistüllerde kullanılmalıdır.

Pek çok seride flap ameliyatı sonrası ölçülen istirahat basınçları ameliyat öncesi değerlere benzer bulunmuştur. Transsfinkterik fistüller için tamir başarı oranı %75-95tir. Bu başarı oranı ilk fistül girişimlerinde %87 iken nüks fistüllerde %50 dir. Hidaka ve ark. Transsfinkterik fistül ameliyatı sonrası fekal kirlenme oranını %28 olarak bildirmişlerdir. Ancak bu hastaların ameliyat öncesi durumları bilinmemektedir.  Suprasfinkterik fistül için nüks oranı %9, fekal kirlenme oranı ise %35 olarak verilmektedir.

Rektal kaydırma flep ameliyatları kompleks fistülü olan seçilmiş hastalarda uygulanabilir.

 
   
Şekil 26. Atnalı fistül için fisüktomi tekniği A) Atile ile kıvrık traktım açılması B) Yaranın marsupiyalizasyonu
 
 
Şekil 27. Atnalı fistül için Hanley tekniği modifikasyonu. Derin postamal boşlu açılır ve fistülün T kısmı anal kanala doğru çıkartılır.
 

İç ağzın bulunması

 

İyi tanımlanmış fistül traktlarında bile traktın fibröz bant halini alması, internal ağzın görülmesini engeller. Dış ağzın yerleşimi iç ağzın yeri hakkında bilgi verir. Goodsall kuralı faydalıdır. Dış ağız nposterior yerleşimli ise fistül traktı arkaya kıvrılır. Ve dentate hatta arka orta hatta açılır. Dış ağız önde ise fistül traktı genellikle doğrudan anal kanala uzanır. Ancak öndeki dış ağız anüsten 3 cm.den daha uzaksa trakt arka orta hatta açılacak şekilde arkaya kıvrılır. Anal kanaldan daha uzak mesafedeki eksternal açıklıklarda ise üst bölümlere uzanan komplike fistüller mevcuttur.

Stile kullanımı hatalı kanallar  oluşturmayacak şekilde dikkatli kullanılmalıdır. Alçak yerleşimli fistüllerde stile doğrudan anüse uzanır. Yüksek fistüllerde iç ağzı bulmak mümkün olmayabilir.

İç ağzı bhulmak için sulandırılmış metilen mavisi kullanılır. Metilen mavisi uygun şekilde verildiğinde etraf dokuda kirlenme olmaz. Boya, fistül traktına 18 numara iv. Kataterle 3 mlt.lik enjektör eşliğinde verilmelidir. Eksternal açıklığa 2/0 ipek ile burs dikişi koyularak mavi boyanın akması engellenir. Fistül traktı mavi boyanır. Ve fistülotomide klavuz olarak kullanılır. Sulandırılmış hidrojen peroksit de iç ağzın bulunmasında kullanılabilir ancak fistül traktını gösteremez.

 
İç ağız bulunamadığında yapılacaklar
 
Fistül traktı olabildiğince eksize edilmeli ve gerisi kürete edilmelidir. Nüks halinde reexplorasyon planlanır. Nüks fekal inkontinanstan iyidir.
 
     
Şekil 28. Rektal kaydırma flebi. (A), Fistül traktı çıkartılır. (B), İnternal sfinkteri içeren fleb hazırlanır. (C), Flep yaraya kaydırılır.
 

Sfinkter kaslarının kesilme miktarı

 

Bazı hastalarda yalnızca internal sfinkterin alt kısmının kesilmesi inkontinansa yol açabilirken diğerlerinde internal sfinkterin tamamının ve eksternal sfinkterin büyük kısmının kesilmesi fonksiyon bozukluğu yapmayabilir. Yaşlılarda inkontinans daha sık görülebilir. Sfinkter mekanizmasında zayıflık olan yaşlı hastalarda sadece internal sfinkterin kesilmesi bile parsiyel inkontinansa sebep olabilir. Sfinkter fonksiyonu ile ilgili şüphe varsa kasın aşamalı olarak kesilmesi akıllıca olur.

Sfinkter kesileceği zaman önde puborektal kasın olmadığı hatırlanmalıdır. Bu bölgelerde kas kesilmesi daha tehlikelidir. Özellikle kadın hastalarda dikkatli olunmalıdır. Fistülotomi yapılan hastalarda anal sfinkter istirahat ve uyku basınçlarında azalma ve değişik inkontinans gelişebilir.

 
 
Şekil 29. Goodsall kuralı: dış ağız önde ise düz trakt. Dış ağız arkada ise arka orta hatta kıvrık trakt. Dış ağız önde ancak 3 cm'den uzaksa, trakt kıvrılarak arka orta hatta açılır.
 

Seton kullanılması

 

Hintli cerrah Susharuta ilk kiyasal seton kullanımını İ.Ö. 600 yılında Treatise Susharuta Sambita da tarif etmiştir. İlaçlı bir ip fistül traktına yerleştirilmiştir. Hipokrat zamanından beri anal sfinkteri kesmek için seton uygulaması fikri vardır. 14. yüzyıldan önce çoğu cerrah kanamalardan kaçındığı için sfinkter kesme işlemini uygulamamıştır.Bu dönemlerde komplike fistüller tedavi edilememiştir.John Anderne nin tarif ettiği fistül traktının açılarak anal sfinkterin kesilmesi ameliyatı anal fistüllerin primer tedavisinde yaygın olarak kabul edilip seton uygulamasının yerine geçmiştir. Son yıllarda derin komplike fistüllerde inkontinans riskinin azaltılması amacı ile seton uygulaması yeniden gündeme gelmiştir. Park ve Stitz yüksek fistüllerde, fistül traktını açmadan önce 3-5 ay seton uygulaması yapmaktadır. Hanley lastik bant setonu önermekte ve setonu 3-4 ay gevşek şekilde bağlamaktadır. Bu şekilde fibrozis oluşumu ve direnaj sağlanmaktadır. Lastik bandın sıkı bağlanması ağrı ve rahatsızlığa neden olacaktır. Calp penröz diren bağlayarak, kasın 7-14 gün içerisinde kesilmesini sağlamıştır. Seton uygulaması 3 şekilde etkili olur. 1) sfinkter kasları etrafında fibrozis oluşumunu artırır ve ikinci bir fistülotomi girişimine kolaylık sağlar. 2) sfinkter kası yavaş yavaş kesilir. 3) dren fonksiyonu vardır.

Tüm fistül traktı probe edilmelidir. Sfinkter kasının lateralindeki trakt açılarak kürete edilir. Sfinkter üzerindeki cilt kapanmasını engellemek için en az 2 cm. genişliğinde eksize edilir. 0 numara ipek kasların altından fistül boyunca geçirilir. İpek, fibrotik reaksiyon için en iyi malzemedir. 4-6 hafta sonra, fibrozis tam olarak oluştuğunda ipeğin içindeki tüm kas kesilerek fistülotomi tamamlanır. Bu işlem ameliyathanede genel veya lokal anestezi altında yapılır. Kural olarak, fibrotik kas 1-2 hafta içinde iyileşir.

Kesici seton olarak gergin olmayan bir lastik bant en uygundur.Fibrozis oluşumu için birkaç hafta yerinde bırakılmalıdır. İlerleyen haftalarda giderek sıkılaştırılarak kası kesmesi amaçlanır. Avantajı ikinci bir ameliyattan kaçınılmasıdır. Yine de yeterince uzun süre yerinde kalması güçtür. Fibrozis oluşmadan kasın kesilmesi işlemi başarısız kılar.

Yüksek ve ya kompleks anal fistüllerde setonun başarısı %5-62 dir. Sonuçlardaki bu geniş skala komplike fistülün şekline, kesilen kasın oluşturduğu fibrozisin derecesine bağlıdır. Sonuçtan memnuniyette %3-96 arasındadır.

 
 
Şekil 30. Seton yerleştirilmesi. (A), Fistül traktı kantüle edilip cliteksize edilir. (B), o ipek dikiş, eksternal ofinkter üzerine bağlanır.
 
Fibrin yapıştırıcı
 

Avrupa da 20 yıldan uzun süredir yapıştırıcı olarak kullanılmasına rağmen anal fistüllerde denenmesi nispeten yenidir. Eskiden hastanın kendi kanından elde edilen fibrinojen bu amaçla kullanılmıştır. Fistül içine enjekte edilerek fistülü tıkaması amaçlanır. Bazı transsfinkterik ve rektovaginal fistüllerde etkili olmuştur. Fibrin fibroblast ve damarlara skar dokusu oluşturucu etki gösterir.1998 de FDA onayı alarak hastalar için satışa sunulmuştur. Bu ürün otolog fibrinojenden çok daha ucuz kullanımı kolay ve hızlıdır. Ayrıca otolog fibrinojenden 10 kat daha güçlüdür.

Fibrin yapıştırıcı kullanımı, fistül traktının açılmadan iyileşme sağlanmasına olanak sağlar. Bu sebeple tüm anal sfinkter kasları korunur. Fibrin enjekte edilmeden önce fistül traktı debride edilmelidir. İç ağız bulunarak kromik katgüt ile kapatılmalıdır. Fibrin setinin özel enjektörü mevcuttur. Güçlü bir hemostatik etkisi mevcuttur.Fistül traktının debridmanı sonrası gelişebilecek kanamaları hemen durdurur. Yapıştırıcı etkisi anında ortaya çıkar. Hastalar fistül ameliyatında ki gibi hazırlanır. Çok çekici bir tedavi olmasına rağmen uzun dönem sonuçlar belli değildir.

 

Kronik anal fistülde Karsinom

 
Uzun süreli anal fistülde karsinom gelişimi nadirdir. 1981 e kadar literatürde 150 vakadan az bildirilmiştir. En sık görülenler koloidal karsinom(%44), yassı epitel hücreli karsinom(%34) ve adeno karsinomdur(%22). Tedavide abdominoperineal rezeksiyon gereklidir. Prognoz kötüdür.
 
 
Op. Dr. Mustafa IŞIK - Genel Cerrahi Uzmanı
Adres : Mithatpasa Cad.55/2 Kizilay/ANKARA
Tel : 0312 434 15 15 - 0 505 746 69 60 (24 Saat)
E-posta : info@hemoroidklinik.com
@ Designed by SIR TASARIM
a